"İbrahim Cudi" sayfasının sürümleri arasındaki fark
(→İsmi) |
|||
| 21. satır: | 21. satır: | ||
<blockquote> | <blockquote> | ||
''Abestir intihâb-ı cây-ı bûse vech-i dilberde'' | (Abestir sevgilinin münasip yerini aramak öpmeye)<br> | ''Abestir intihâb-ı cây-ı bûse vech-i dilberde'' | (Abestir sevgilinin münasip yerini aramak öpmeye)<br> | ||
| − | ''Derûn-ı Kâ‘be’de ta‘yîn-i mihrâb gerekmez'' | (Nasıl ki gerekmez Kâbe'de kıble aramak secdeye) | + | ''Derûn-ı Kâ‘be’de ta‘yîn-i mihrâb gerekmez'' | (Nasıl ki gerekmez ise Kâbe'de kıble aramak secdeye) |
</blockquote> | </blockquote> | ||
16.16, 25 Ekim 2025 tarihindeki hâli
İbrahim Cûdî (1863-1926) Arsin asıllı eğitimci, şair ve yazardır.
İsmi
Şiirlerinde kullandığı mahlası olan ve daha sonra ismiyle bütünleşen "Cûdî", Arapçada "cömert, eli açık, hayırsever" anlamları taşıyan bir sıfattır. Aynı dönemde yaşayan ve aynı mahlası kullanan Merzifonlu bir diğer eğitimci, yazar adaşı ile karıştırılmaması için ismi bazen daha uzun haliyle "Trabzonlu Muallim İbrahim Cûdî Efendi" olarak olarak anılır.
Hayatı
1863 yılında Trabzon'da doğdu. Küçük yaşta babasını yitirdi ve yetim büyüdü. Erken yaşlardan itibaren şiire, edebiyata ve dil öğrenimine yatkınlığı ile dikkat çekti.
1890 yılından itibaren askeri okullar ve azınlık okulları da dahil olmak üzere birçok eğitim kurumunda Türkçe, Arapça ve Farsça öğretmenliği yaptı, din dersleri verdi.
1916 yılında şehrin Ruslar tarafından işgali üzerine Ankara'ya taşındı. İşgalin sona ermesini takiben geri döndü ve öğretmenliğe devam etti.[1] Kurtuluş Savaşı'nın başlaması ile birlikte yurtsever kimliği ve antiemperyalist tutumu, şehirde onu bir kanaat önderi olarak öne çıkardı. Savaş yıllarında bir lisede öğretmenlik yaparken aynı zamanda bir kız okulunun müdürlüğünü de üstlendi. O yıllarda tüm vaktini ve maddi varlığını eğitimin aksamamasına adadı.
O denli saygın ve itibarlı bir kişilikti ki o yıllarda epey aktif olan Trabzonlu bolşevikler tarafından 1923 yılında kurulan Trabzon Gençler Birliği kulübünün açılış töreni duası bile kendisine yaptırılmıştı. Ertesi yıl ise Trabzon müftüsünün ölümü üzerine, bu kez de şehrin ileri gelenlerinin ısrarı ile müftülük görevini üzerine almıştı.
Çoğunluğu derlemelerden, dil bilgisi ve din bilgisi ders kitaplarından oluşan 19 basılı eseri günümüze ulaşabilmiş olan Cudi'nin başyapıtı ise, günümüzde bile hala temel başvuru kaynağı niteliği taşıyan "Lugat-i Cûdi" isimli sözlük çalışmasıdır. İlgili eleştirmenlerin övgüyle bahsettiği, ancak bir divan olarak bir araya getirmek üzere bir defterde kaydetmeye devam ettiği için hayatta iken kitaplaşamayan şiirleri, ölümünden sonra da kitap olarak basılamamıştır. Zira bu defter ölümünden sonra esrarengiz bir şekilde kaybedilmiştir. Belki de bunun nedeni, şiirlerinin, onun itibarlı hatırasını kendi dinî ve siyasî çizgilerine mal etmeyi düşünenler açısından pek uyumlu içeriklere sahip olmamasıdır.
Günümüze ulaşabilmiş mısralarından biri şöyledir:
Abestir intihâb-ı cây-ı bûse vech-i dilberde | (Abestir sevgilinin münasip yerini aramak öpmeye)
Derûn-ı Kâ‘be’de ta‘yîn-i mihrâb gerekmez | (Nasıl ki gerekmez ise Kâbe'de kıble aramak secdeye)
1926 yılında öldüğünde, cenaze merasimi için o gün şehirdeki bütün işyerleri kapalı kalmış ve son yolculuğuna onbinlerce kişi tarafında uğurlanmıştır.
Eserleri
- "Tarih-i Enbiya ve İslam" (1910)
- "et-Tarâif ve’z-Zarâif" (1912)
- "Lugat-ı Cûdî" (1913)
Kaynakça
- ↑ Mehmet Lütfü Mutman (1950) "İbrahim Cudi Efendi"