"Yarı Sömürge" sayfasının sürümleri arasındaki fark
| (Aynı kullanıcının aradaki diğer 58 değişikliği gösterilmiyor) | |||
| 1. satır: | 1. satır: | ||
| − | [[Dosya:Luo-Jie- | + | [[Dosya:Luo-Jie-1921.jpeg|500px|thumb|Luo Jie (2021)]] |
| − | [[Avrupa Sömürgeciliği]] geleneğinin, kısmen 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren başlayan ve büyük ölçüde 2. Dünya Savaşı sonrasında son şeklini alan, biraz daha örtülü, yumuşatılmış ve modernize edilmiş bir modelidir. | + | [[Avrupa Sömürgeciliği]] geleneğinin, kısmen 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren başlayan ve büyük ölçüde 2. Dünya Savaşı sonrasında son şeklini alan, biraz daha örtülü, yumuşatılmış ve modernize edilmiş bir modelidir. "Modern Sömürgecilik" olarak da bilinir. |
| − | == | + | ==İsim== |
| − | *Yarı | + | Yarı-Sömürge" kavramını ilk kez '''1916''' yılında [[Vladimir Lenin|Lenin]] kullanmıştır. Emperyalizmin farklı aşamalarını açıkladığı ve 1. Dünya savaşının arka planını global kapitalizm ekseninde tahlil ettiği bir çalışmasında bu kavramı şu şekilde tanımlamıştır: |
| − | *Yarı sömürge toprakları, sömürgeci devletlerin ve onların bağlaşıklarının hurda, çöp ve diğer tüm atıklarını kendi ülkelerinden uzaklaştırmak için kullandıkları alanlardır. Bu genellikle, yeniden değerlendirme, geri dönüşüm, bertaraf vb. iktisadi bir faaliyet kılıfı ile ve yerli işbirlikçiler aracılığı ile gerçekleşir. | + | |
| + | <blockquote> | ||
| + | ''"...Yarı-Sömürge ülkelere gelince, bunlar doğal veya toplumsal tüm evrim süreçlerinde görülebilen ara form örneklerinden biridir. Global sermaye, tüm ekonomik ve uluslararası ilişkilerde öylesine büyük ve belirleyici bir güçtür ki çok derin bir siyasi bağımsızlığa sahipmiş gibi görünen devletleri bile kendisine bağımlı kılabilir. Bunun örneklerini yakında görececeğiz. Elbette ki global sermaye kendine bağımlı kıldığı ülkelerin ve halkların -sözde dahi olsa- siyasi hiçbir bağımsızlıkları olmamasını tercih eder, çünkü en büyük kazanç bu şekilde gerçekleşir. Ancak bu tipteki sömürge ülkeler (günümüzde) zaten paylaşılmış durumda olduğu için, geriye kalan ara form niteliğindeki yarı-sömürge ülkelerin paylaşılması için verilecek mücadele doğal olarak çok daha zorlu olacaktır..."'' <ref>Vladimir Lenin (1916) "Imperialism, the Highest Stage of Capitalism: A Popular Outline" b.IV</ref> | ||
| + | </blockquote> | ||
| + | |||
| + | Özellikle yetmişli yıllardan sonra, yarı sömürge toplumlarının içinde bulundukları gerçekle yüzleşerek daha fazla rencide olmamaları için, "Gelişmekte Olan Ülke" veya "Orta Gelir Tuzağına Düşmüş Ülke" gibi kulağa biraz daha hoş gelen farklı alternatif terimler de üretilmiştir. | ||
| + | |||
| + | ==Dönüşüm Süreçleri== | ||
| + | Herhangi bir bağımsız ülkenin [[Yarı Sömürge]] konumuna düşmesi, iç ve dış siyasetinde bağımsızlık inisiyatifini herhangi bir vesileyle geri dönüşü olmayacak şekilde yitirmesi ile başlar. Bu vesile, bazen bir iç savaş veya fiili darbe, bazen de bir ekonomik buhran veya bir işgal tehditi olabilir. Bu tür süreçlerde ülkenin başında olan yöneticiler, genellikle makamlarını ve şahsi kudretlerini koruma refleksiyle bir sömürgeci ülkenin veya ittifakın himayesi altına girmeye razı olurlar. Bu tür süreçlerde içerideki sömürgeci işbirlikçisi zümrelerin baskısı ve yönlendirmesi de rol oynar. Bu zümreler daha çok ordu, sermaye ve akademi çevrelerinde öbeklenmiş olurlar. Sermaye çevresinde özellikle büyük distribütörlerden oluşan bu işbirlikçiler, Marksist literatürde "komprador" veya "komprador burjuvazi" olarak adlandırılır. | ||
| + | |||
| + | Bir ülkenin yarı-sömürge niteliğini ayırt edebilmeyi kolaylaştıran, genel kabul görmüş belli başlı kriterler mevcuttur: | ||
| + | |||
| + | *Yarı-sömürge ülkelerin topraklarında tabi olunan sömürgeci devletlerin askeri üsleri bulunur. Yerel ahaliye, "dış tehditlere yönelik savunma işbirliği" faaaliyeti olarak açıklanan bu üslerin asli fonksiyonları muhtemel bir iç isyanda yarı-sömürge yönetimi rejiminin korunmasıdır. | ||
| + | *Yarı-sömürge yöneticilerinin çocukları, tabi oldukları sömürgeci devletlerde eğitim görür. Bu tabiyetin devamlılığı için esas kabul edilir. Kadim bir vassallık teamülüdür ve ebedi sadakati simgeler. Hatta bu çocuklar olumsuz bir gelişmede can güvenliklerinin garanti altında olabilmesi için çoğu kez çifte vatandaşlık sahibi de olurlar. | ||
| + | *Yarı-sömürge toprakları, sömürgeci devletlerin ve onların bağlaşıklarının hurda, çöp ve diğer tüm atıklarını kendi ülkelerinden uzaklaştırmak için kullandıkları alanlardır. Bu genellikle, yeniden değerlendirme, geri dönüşüm, bertaraf vb. iktisadi bir faaliyet kılıfı ile ve yerli işbirlikçiler aracılığı ile gerçekleşir. | ||
| + | |||
| + | Yarı sömürgeleşme sürecine girmiş bir ülkede her şey bu sürecin önünü açacak, onu kalıcılaştıracak şekilde dizayn edilir. Bu dizayn eğitim sisteminden gümrük yönetmeliklerine, sağlık sisteminden tarım politikalarına kadar hayatın her alanını kapsayacak kadar detaylıdır. Medya ve aynı amaçla dizayn edilmiş sosyal bilim dalları da aynı paralelde yarı-sömürge ahalisini kontrol altında tutmaya odaklanmış bir sosyal mühendisliğin aparatları olarak kullanılırlar. | ||
| + | |||
| + | ==Yarı Sömürge Ekonomisi== | ||
| + | Yarı-sömürge ülkenin tüm ekonomik faaliyetleri tabi olunmuş sömürgeci ülkenin veya ittifakın menfaaatleri doğrultusunda planlanır ve yerel işbirlikçi yönetimler eliyle yürütülür. | ||
| + | *'''Maliye :''' Hazine daimi olarak sömürgeci kaynaklı kredilerin faiz sarmalı altındadır. Bu yarı-sömürgeyi sürdürülebilir bir bağımlılığa mahkum etmeyi amaçlayan en yaygın stratejidir. Mali bağımsızlığa kavuşma riskinin önüne geçmek için, tüm maddi kaynaklar sistematik olarak ölü yatırımlara, gösterişli anıtsal yapılara ve ayrıca yerel işbirlikçiler ile onların avanelerini besleme ve ayakta tutma amaçlı yolsuzluklara kanalize edilir. | ||
| + | *'''Sanayi :''' Büyük ölçüde sömürgeci teknolojilerine bağımlı olan üretim altyapısı kendini yenileme ve geliştirme yeteneğinden mahrumdur. Teknoloji tüketicisidir. Varlığını sömürgeci patentlerine ve lisanslarına bağımlı üretimlerle ve ucuz işçiliğe dayalı olarak sürdürür. | ||
| + | *'''Madencilik :''' Sömürgeciliğin en asli ve kadim faaaliyet alanıdır. İşlenmemiş maden cevheri ihracatı yarı-sömürge ülkelerin ihracat gelirlerinde önemli bir yer tutar. Madenlerin çıkartılmasından ihracatına kadar tüm süreçler, sömürgeci ülke firmalarının doğrudan veya dolaylı kontrolü altındadır. Teknoloji ürünlerine dönüştürülmek üzere sömürgeci ülkeye ulaştırılan bu işlenmemiş cevherlerin resmi olarak beyan edilenin dışında hangi elementleri ve bileşenleri içerdiği genellikle tam olarak bilinmez. | ||
| + | *'''Tarım :''' Diğer sektörler gibi tarım politikaları da yarı-sömürgeyi efendilerine bağımlı kılacak ve onlara hizmet edecek şekilde yapılandırılır. Yerel ahali genetiği değiştirilmiş kısır tohumlarla üretilen ucuz tahıllarla sağlıksız beslenirken, en kaliteli taze sebze ve mevyalar seçkin ahalilerinin damak tatlarını zenginleştirmek ve sağlık beslenmelerini sağlamak üzere sömürgeci ülkelere sevk edilir. Bu özel kalite sınıfındaki ürünlerin çoğunu yerel ahali manavlarda dahi göremez. | ||
| + | *'''Turizm :''' Sömürgeci ülkelerin vatandaşlarını ağırlamak, onları eğlendirmek, gerekirse bakım ve tedavilerini üstlenmek üzerine kurulu bir hizmet sektörüdür. Yarı-sömürgeler, kendi konumları gereği sömürgeci ülkelerin kendi vatandaşlarına uyguladıkları vize muamelesini sömürgeci ülke vatandaşlarına aynı şekilde uygulayamazlar. Çünkü sadece bağımsız ülkelere özgü bir diplomatik teamül olan mütekabiliyet ilkesi yarı sömürge ülkelerde geçerli değildir. Bu tür ülkelerde ulusal onura değil dövize ihtiyaç vardır. Bu nedenle sömürgeciler yarı-sömürge ülkelere vizesiz ve hatta bazen pasaportsuz olarak dahi kolaylıkla girip çıkabilirler. | ||
| + | |||
| + | ==Kaynakça== | ||
| + | |||
| + | [[Kategori: Dünya Tarihi]] | ||
| + | [[Kategori: Taslaklar]] | ||
11.08, 8 Şubat 2026 itibarı ile sayfanın şu anki hâli
Avrupa Sömürgeciliği geleneğinin, kısmen 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren başlayan ve büyük ölçüde 2. Dünya Savaşı sonrasında son şeklini alan, biraz daha örtülü, yumuşatılmış ve modernize edilmiş bir modelidir. "Modern Sömürgecilik" olarak da bilinir.
İsim
Yarı-Sömürge" kavramını ilk kez 1916 yılında Lenin kullanmıştır. Emperyalizmin farklı aşamalarını açıkladığı ve 1. Dünya savaşının arka planını global kapitalizm ekseninde tahlil ettiği bir çalışmasında bu kavramı şu şekilde tanımlamıştır:
"...Yarı-Sömürge ülkelere gelince, bunlar doğal veya toplumsal tüm evrim süreçlerinde görülebilen ara form örneklerinden biridir. Global sermaye, tüm ekonomik ve uluslararası ilişkilerde öylesine büyük ve belirleyici bir güçtür ki çok derin bir siyasi bağımsızlığa sahipmiş gibi görünen devletleri bile kendisine bağımlı kılabilir. Bunun örneklerini yakında görececeğiz. Elbette ki global sermaye kendine bağımlı kıldığı ülkelerin ve halkların -sözde dahi olsa- siyasi hiçbir bağımsızlıkları olmamasını tercih eder, çünkü en büyük kazanç bu şekilde gerçekleşir. Ancak bu tipteki sömürge ülkeler (günümüzde) zaten paylaşılmış durumda olduğu için, geriye kalan ara form niteliğindeki yarı-sömürge ülkelerin paylaşılması için verilecek mücadele doğal olarak çok daha zorlu olacaktır..." [1]
Özellikle yetmişli yıllardan sonra, yarı sömürge toplumlarının içinde bulundukları gerçekle yüzleşerek daha fazla rencide olmamaları için, "Gelişmekte Olan Ülke" veya "Orta Gelir Tuzağına Düşmüş Ülke" gibi kulağa biraz daha hoş gelen farklı alternatif terimler de üretilmiştir.
Dönüşüm Süreçleri
Herhangi bir bağımsız ülkenin Yarı Sömürge konumuna düşmesi, iç ve dış siyasetinde bağımsızlık inisiyatifini herhangi bir vesileyle geri dönüşü olmayacak şekilde yitirmesi ile başlar. Bu vesile, bazen bir iç savaş veya fiili darbe, bazen de bir ekonomik buhran veya bir işgal tehditi olabilir. Bu tür süreçlerde ülkenin başında olan yöneticiler, genellikle makamlarını ve şahsi kudretlerini koruma refleksiyle bir sömürgeci ülkenin veya ittifakın himayesi altına girmeye razı olurlar. Bu tür süreçlerde içerideki sömürgeci işbirlikçisi zümrelerin baskısı ve yönlendirmesi de rol oynar. Bu zümreler daha çok ordu, sermaye ve akademi çevrelerinde öbeklenmiş olurlar. Sermaye çevresinde özellikle büyük distribütörlerden oluşan bu işbirlikçiler, Marksist literatürde "komprador" veya "komprador burjuvazi" olarak adlandırılır.
Bir ülkenin yarı-sömürge niteliğini ayırt edebilmeyi kolaylaştıran, genel kabul görmüş belli başlı kriterler mevcuttur:
- Yarı-sömürge ülkelerin topraklarında tabi olunan sömürgeci devletlerin askeri üsleri bulunur. Yerel ahaliye, "dış tehditlere yönelik savunma işbirliği" faaaliyeti olarak açıklanan bu üslerin asli fonksiyonları muhtemel bir iç isyanda yarı-sömürge yönetimi rejiminin korunmasıdır.
- Yarı-sömürge yöneticilerinin çocukları, tabi oldukları sömürgeci devletlerde eğitim görür. Bu tabiyetin devamlılığı için esas kabul edilir. Kadim bir vassallık teamülüdür ve ebedi sadakati simgeler. Hatta bu çocuklar olumsuz bir gelişmede can güvenliklerinin garanti altında olabilmesi için çoğu kez çifte vatandaşlık sahibi de olurlar.
- Yarı-sömürge toprakları, sömürgeci devletlerin ve onların bağlaşıklarının hurda, çöp ve diğer tüm atıklarını kendi ülkelerinden uzaklaştırmak için kullandıkları alanlardır. Bu genellikle, yeniden değerlendirme, geri dönüşüm, bertaraf vb. iktisadi bir faaliyet kılıfı ile ve yerli işbirlikçiler aracılığı ile gerçekleşir.
Yarı sömürgeleşme sürecine girmiş bir ülkede her şey bu sürecin önünü açacak, onu kalıcılaştıracak şekilde dizayn edilir. Bu dizayn eğitim sisteminden gümrük yönetmeliklerine, sağlık sisteminden tarım politikalarına kadar hayatın her alanını kapsayacak kadar detaylıdır. Medya ve aynı amaçla dizayn edilmiş sosyal bilim dalları da aynı paralelde yarı-sömürge ahalisini kontrol altında tutmaya odaklanmış bir sosyal mühendisliğin aparatları olarak kullanılırlar.
Yarı Sömürge Ekonomisi
Yarı-sömürge ülkenin tüm ekonomik faaliyetleri tabi olunmuş sömürgeci ülkenin veya ittifakın menfaaatleri doğrultusunda planlanır ve yerel işbirlikçi yönetimler eliyle yürütülür.
- Maliye : Hazine daimi olarak sömürgeci kaynaklı kredilerin faiz sarmalı altındadır. Bu yarı-sömürgeyi sürdürülebilir bir bağımlılığa mahkum etmeyi amaçlayan en yaygın stratejidir. Mali bağımsızlığa kavuşma riskinin önüne geçmek için, tüm maddi kaynaklar sistematik olarak ölü yatırımlara, gösterişli anıtsal yapılara ve ayrıca yerel işbirlikçiler ile onların avanelerini besleme ve ayakta tutma amaçlı yolsuzluklara kanalize edilir.
- Sanayi : Büyük ölçüde sömürgeci teknolojilerine bağımlı olan üretim altyapısı kendini yenileme ve geliştirme yeteneğinden mahrumdur. Teknoloji tüketicisidir. Varlığını sömürgeci patentlerine ve lisanslarına bağımlı üretimlerle ve ucuz işçiliğe dayalı olarak sürdürür.
- Madencilik : Sömürgeciliğin en asli ve kadim faaaliyet alanıdır. İşlenmemiş maden cevheri ihracatı yarı-sömürge ülkelerin ihracat gelirlerinde önemli bir yer tutar. Madenlerin çıkartılmasından ihracatına kadar tüm süreçler, sömürgeci ülke firmalarının doğrudan veya dolaylı kontrolü altındadır. Teknoloji ürünlerine dönüştürülmek üzere sömürgeci ülkeye ulaştırılan bu işlenmemiş cevherlerin resmi olarak beyan edilenin dışında hangi elementleri ve bileşenleri içerdiği genellikle tam olarak bilinmez.
- Tarım : Diğer sektörler gibi tarım politikaları da yarı-sömürgeyi efendilerine bağımlı kılacak ve onlara hizmet edecek şekilde yapılandırılır. Yerel ahali genetiği değiştirilmiş kısır tohumlarla üretilen ucuz tahıllarla sağlıksız beslenirken, en kaliteli taze sebze ve mevyalar seçkin ahalilerinin damak tatlarını zenginleştirmek ve sağlık beslenmelerini sağlamak üzere sömürgeci ülkelere sevk edilir. Bu özel kalite sınıfındaki ürünlerin çoğunu yerel ahali manavlarda dahi göremez.
- Turizm : Sömürgeci ülkelerin vatandaşlarını ağırlamak, onları eğlendirmek, gerekirse bakım ve tedavilerini üstlenmek üzerine kurulu bir hizmet sektörüdür. Yarı-sömürgeler, kendi konumları gereği sömürgeci ülkelerin kendi vatandaşlarına uyguladıkları vize muamelesini sömürgeci ülke vatandaşlarına aynı şekilde uygulayamazlar. Çünkü sadece bağımsız ülkelere özgü bir diplomatik teamül olan mütekabiliyet ilkesi yarı sömürge ülkelerde geçerli değildir. Bu tür ülkelerde ulusal onura değil dövize ihtiyaç vardır. Bu nedenle sömürgeciler yarı-sömürge ülkelere vizesiz ve hatta bazen pasaportsuz olarak dahi kolaylıkla girip çıkabilirler.
Kaynakça
- ↑ Vladimir Lenin (1916) "Imperialism, the Highest Stage of Capitalism: A Popular Outline" b.IV