"Yusuf Ahıskalı" sayfasının sürümleri arasındaki fark
(→Hayatı) |
|||
| 10. satır: | 10. satır: | ||
Osmanlı döneminde zorunlu göçle memleketlerini terk edip şehre yerleşmiş Ahıskalı bir ailenin çocuğu olarak '''10 Mart 1909''' tarihinde [[Trabzon]]'da doğdu. | Osmanlı döneminde zorunlu göçle memleketlerini terk edip şehre yerleşmiş Ahıskalı bir ailenin çocuğu olarak '''10 Mart 1909''' tarihinde [[Trabzon]]'da doğdu. | ||
| − | Birinci dünya savaşı yıllarında ailesi, bu kez [[Muhacırlık]] olarak bilinen bir diğer zorunlu göçle Trabzon'u terk eden ahalinin arasındaydı. Savaş sonuna dek geçici olarak [[Sinop]]'a sığındılar. '''1919''' yılında [[Trabzon]]'a döndüklerinde, şehir 600 yıl sonra ikinci kez, yine uzun ömürlü olamayacak yeni bir entelektüel patlama ortamındaydı. Gazetelerin, dergilerin, matbaaların şehirde beş yıl kadar sürecek son altın çağını yaşadığı bu yıllarda, 10 yaşında bir çocuk olarak ilgi alanının netleşmesi fazla uzun sürmedi. İlk favori dergileri, Kelebek ve Karagöz idi. Orada başladığı Ortaöğrenim sürecini bir süre sonra İstanbul'da sürdüren Ahıskalı, ardından adım attığı Üniversite yıllarında "Çağlayan" mahlasıyla kaleme aldığı ilk yazılarını Trabzon'da Halk gazetesinde yayımlatmaya başladı. Okulundaki hocalarından biri olan Suphi Nuri İleri, onun bilimsel sosyalist fikirlerle ilk doğrudan temas kaynağı olmuştu. '''1934''' yılında mezuniyetinin ardından memur olarak çalışmaya başladı. Ama asıl amacı ve çocukluk hayali olan yayımcılık dünyasına adım atmanın yollarını arıyordu. İleri'nin yeğeni olan [[Abidin Dino]] ile bu süreçte tanıştı ve hocasının da teşviki ile, onunla birlikte ilk olarak '''1938''''de SES (Sosyoloji, Edebiyat, Sanat) isimli bir kültür dergisi yayımladılar. Bu sayede [[Sabahattin Ali]], Orhan Veli, [[Bedri Rahmi Eyuboğlu]], Hüsamettin Bozok, Asaf Halet Çelebi, [[Hasan İzzettin Dinamo]], Zekeriya Sertel gibi dönemin ilerici sosyalist aydınlarıyla tanışma imkanı buldu. Hepsi yazılarıyla, şiirleriyle dergiye katkı verdiler. Kısa süre sonra memuriyetten istifa ederek, derginin başına geçti. Bir yıl sonra [[Nazım Hikmet]]'in cezaevinden "Nurettin Eşvak" adıyla gönderdiği şiirlerini de yayımlamaya başladı. | + | Birinci dünya savaşı yıllarında ailesi, bu kez [[Muhacırlık]] olarak bilinen bir diğer zorunlu göçle Trabzon'u terk eden ahalinin arasındaydı. Savaş sonuna dek geçici olarak [[Sinop]]'a sığındılar. '''1919''' yılında [[Trabzon]]'a döndüklerinde, şehir 600 yıl sonra ikinci kez, yine uzun ömürlü olamayacak yeni bir entelektüel patlama ortamındaydı. Gazetelerin, dergilerin, matbaaların şehirde beş yıl kadar sürecek son altın çağını yaşadığı bu yıllarda, 10 yaşında bir çocuk olarak ilgi alanının netleşmesi fazla uzun sürmedi. İlk favori dergileri, Kelebek ve Karagöz idi. Orada başladığı Ortaöğrenim sürecini bir süre sonra İstanbul'da sürdüren Ahıskalı, ardından adım attığı Üniversite yıllarında "Çağlayan" mahlasıyla kaleme aldığı ilk yazılarını Trabzon'da Halk gazetesinde yayımlatmaya başladı. Okulundaki hocalarından biri olan Suphi Nuri İleri, onun bilimsel sosyalist fikirlerle ilk doğrudan temas kaynağı olmuştu. |
| + | |||
| + | '''1934''' yılında mezuniyetinin ardından memur olarak çalışmaya başladı. Ama asıl amacı ve çocukluk hayali olan yayımcılık dünyasına adım atmanın yollarını arıyordu. İleri'nin yeğeni olan [[Abidin Dino]] ile bu süreçte tanıştı ve hocasının da teşviki ile, onunla birlikte ilk olarak '''1938''''de SES (Sosyoloji, Edebiyat, Sanat) isimli bir kültür dergisi yayımladılar. Bu sayede [[Sabahattin Ali]], Orhan Veli, [[Bedri Rahmi Eyuboğlu]], Hüsamettin Bozok, Asaf Halet Çelebi, [[Hasan İzzettin Dinamo]], Zekeriya Sertel gibi dönemin ilerici sosyalist aydınlarıyla tanışma imkanı buldu. Hepsi yazılarıyla, şiirleriyle dergiye katkı verdiler. Kısa süre sonra memuriyetten istifa ederek, derginin başına geçti. Bir yıl sonra [[Nazım Hikmet]]'in cezaevinden "Nurettin Eşvak" adıyla gönderdiği şiirlerini de yayımlamaya başladı. | ||
Ekim '''1939''''da "YENİ SES" adıyla yayımlanan bir sonraki sayısı, içinde [[İhsan Mehmed Hamamizade]]'nin "Trabzon Halk Sanatı" başlıklı incelemesinin de yer aldığı daha zengin bir içerikle çıktı. Ertesi yıl ilk öykü kitabını yayımladı. | Ekim '''1939''''da "YENİ SES" adıyla yayımlanan bir sonraki sayısı, içinde [[İhsan Mehmed Hamamizade]]'nin "Trabzon Halk Sanatı" başlıklı incelemesinin de yer aldığı daha zengin bir içerikle çıktı. Ertesi yıl ilk öykü kitabını yayımladı. | ||
09.15, 18 Mayıs 2025 tarihindeki hâli
Yusuf Ahıskalı (1909-1983) Trabzon doğumlu şair, yazar ve yayımcıdır.
Yaygın olarak, 1940 kuşağının unutulmuş (veya unutturulmuş) edebiyatçılarından, aydınlarından biri olarak tanımlanır.[1] Kendi döneminin siyasi ve entelektüel kalıplarıyla pek uyumlu olmayan tarzının da bunda önemli derecede etken olduğu düşünülür.
İsmi
Soyadı, ailesinin göçmeni olduğu Ahıska bölgesinden kaynaklanır. Bazı erken dönem eserlerinde "Çağlayan" mahlasını da kullanmıştır.
Hayatı
Osmanlı döneminde zorunlu göçle memleketlerini terk edip şehre yerleşmiş Ahıskalı bir ailenin çocuğu olarak 10 Mart 1909 tarihinde Trabzon'da doğdu.
Birinci dünya savaşı yıllarında ailesi, bu kez Muhacırlık olarak bilinen bir diğer zorunlu göçle Trabzon'u terk eden ahalinin arasındaydı. Savaş sonuna dek geçici olarak Sinop'a sığındılar. 1919 yılında Trabzon'a döndüklerinde, şehir 600 yıl sonra ikinci kez, yine uzun ömürlü olamayacak yeni bir entelektüel patlama ortamındaydı. Gazetelerin, dergilerin, matbaaların şehirde beş yıl kadar sürecek son altın çağını yaşadığı bu yıllarda, 10 yaşında bir çocuk olarak ilgi alanının netleşmesi fazla uzun sürmedi. İlk favori dergileri, Kelebek ve Karagöz idi. Orada başladığı Ortaöğrenim sürecini bir süre sonra İstanbul'da sürdüren Ahıskalı, ardından adım attığı Üniversite yıllarında "Çağlayan" mahlasıyla kaleme aldığı ilk yazılarını Trabzon'da Halk gazetesinde yayımlatmaya başladı. Okulundaki hocalarından biri olan Suphi Nuri İleri, onun bilimsel sosyalist fikirlerle ilk doğrudan temas kaynağı olmuştu.
1934 yılında mezuniyetinin ardından memur olarak çalışmaya başladı. Ama asıl amacı ve çocukluk hayali olan yayımcılık dünyasına adım atmanın yollarını arıyordu. İleri'nin yeğeni olan Abidin Dino ile bu süreçte tanıştı ve hocasının da teşviki ile, onunla birlikte ilk olarak 1938'de SES (Sosyoloji, Edebiyat, Sanat) isimli bir kültür dergisi yayımladılar. Bu sayede Sabahattin Ali, Orhan Veli, Bedri Rahmi Eyuboğlu, Hüsamettin Bozok, Asaf Halet Çelebi, Hasan İzzettin Dinamo, Zekeriya Sertel gibi dönemin ilerici sosyalist aydınlarıyla tanışma imkanı buldu. Hepsi yazılarıyla, şiirleriyle dergiye katkı verdiler. Kısa süre sonra memuriyetten istifa ederek, derginin başına geçti. Bir yıl sonra Nazım Hikmet'in cezaevinden "Nurettin Eşvak" adıyla gönderdiği şiirlerini de yayımlamaya başladı.
Ekim 1939'da "YENİ SES" adıyla yayımlanan bir sonraki sayısı, içinde İhsan Mehmed Hamamizade'nin "Trabzon Halk Sanatı" başlıklı incelemesinin de yer aldığı daha zengin bir içerikle çıktı. Ertesi yıl ilk öykü kitabını yayımladı.
27 Ocak 1951'de Zihni Anadol ile birlikte SES dergisini devam ettirmek için son bir teşebbüste daha bulunur ve derginin yeni bir sayısını yayımlar. Bu sayıdaki "İşçiler Birleşiniz!" başlıklı yazısı nedeniyle bir hafta sonra tekrar hapse atılır. Aynı hafta çıkan bir sonraki sayısı, SES dergisini son yayımı olur.
İlk tutuklanmasını, mezuniyetine kısa bir süre kala 24 Nisan 1935 tarihinde, işçilere ve köylülere hitaben kaleme aldığı bir örgütlenme çağrısı bildirisi nedeniyle yaşadı. Evindeki aramalarda, beş sene öncesinde yazdığı ama yayınlamadığı "Tren" isimli, çok tehlikeli bulunan bir siyasi şiiri de ele geçirilince, Komünizm propagandası suçlamasıyla toplamda 4 yıla mahkum oldu. Davaya konu olan şiirine el konularak tüm kopyaları imha edildi. Öğretmenlik hakkından ve kamu hizmetlerinden men edildi. O tarihten sonra 25 yıl boyunca kendi ismi ile hiçbir şeyi yayımlatabilmesi mümkün olmayacaktı. 1939 senesine kadar Ankara Cebeci cezaevinde hapis yattı.[3]
Mahkumiyetinin sona ermesinin ardından dönüş yolculuğunda tutsaklık yılları boyunca yazdığı ondan fazla romanının, birkaç oyununun ve yüzlerce şiirinin bulunduğu valizleri, kitap sandıkları bindiği trende çalındı. Bu olay nedeniyle yaşadığı travmayı ömrünün sonuna dek dile getirdi. Kaybolan, el konulan ve yok edilen tüm şiirleri için daha sonra “Yitik Şiirlerime Ağıt” isimli dizeleri yazacak, ayrıca kaybettiği o eserlerinin acısını şu sözlerle de dile getirecekti:
"...Onlar hep yürekler acısı. Bakmayın, ben bütün hayatımı çaldırdım. Hiç yazılmamış, basılmamış şiirlerimi yahut kaybettiklerimi tekrar anımsayarak yazmaya çalışmışımdır..."
Tahliyesinden iki yıl kadar sonra, 22 Mayıs 1941 tarihinde eski TKP Merkez Komite üyesi Halil Yalçınkaya'nın kızı ile evlendi. Cağaloğlu semtinde bir evde kıyılan nikahı, dönemin önde gelen Marksist aydınlarının tarihi bir buluşması oldu aynı zamanda. Ressam Abidin Dino bir tablosunu düğün hediyesi olarak getirmiş, Bedri Rahmi Eyüboğlu ise şiir okuyarak o akşamı renklendirmişti.
Terhis olduktan bir süre sonra, Adnan Menderes iktidarı ile birlikte devletin "McCarthy" özentili "komünist avcılığı" süreci doruğa çıkmış durumdaydı. Bir sonraki tutuklanması 1956 yılında, 6-7 Eylül devlet terörü operasyonunu komünistlere yıkma planı çerçevesinde gerçekleşti. Bu kez 6 ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldı. O yıllarda farklı isimler kullanarak kaleme aldığı çevirilerle ve çeşitli eğitim kılavuzları ile geçimini sağlamaya çalıştı. Ancak pes etmeye çok yaklaştığı bir sırada, artık dayanamadığını, köyüne dönüp balıkçılık yapmayı deneyeceğini açıkladığı arkadaşı Orhan Kemal, onu ikna ederek bu kararından vazgeçirdi.
1960 sonrası nispi demokrasi ortamından cesaret alarak, ilk kez 52 yaşındayken çalışmalarını kendi ismiyle yayımlatmaya başladı. O yıllardan sonra romanları art arda basılmaya başladı. Nihayet 1977 de 7 ciltlik Kutsal Barış romanı ile Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazandığında 68 yaşındaydı ve o yılın tarihi 1 Mayıs'ında Taksim Meydanı'na giren kortejlerin en ön saflarındaydı.
1980 darbesinde, tıpkı 12 Mart darbesinde olduğu gibi yine gözaltına alınması gereken aydınlar listesindeydi. 80'li yıllarda, öncesi büyük ölçüde yoksulluk içinde geçen yaşamının son yıllarını kendi köşesinde, nispeten unutulmuş ve yayımcılık dünyasından dışlanmış bir yazar olarak geçirdi, anılarını yazdı.
26 Haziran 1983 tarihinde İstanbul'da öldü.
Fikirleri
Ölümünün ardından, ünlü romancı Yaşar Kemal şunları söylemiştir:
"...O bir ermiş, bir kahraman, bir çocuk saflığında, dudaklarında hüzünlü bir gülümseme, yaşadı ve öldü. Hasan İzzettin Dinamo, su katılmamış, devrimci bir kahramandı ve edebiyatımızın da büyük ustalarından biriydi..." [4]
Eserleri
- Şiir:
- Hitabe (1945)
- Keçi Ayaklı İlham Pan (1952)
- İstanbul Destan (1953)
- Harp Sonrası Hapishanelerin Destanı (1960)
- Öykü:
- Bizden İyileri (1940)
- Kocakarının İki Oğlu (1944)
- Yedeksubayın Aşkı (1944)
- Bonnard’ın Tablocuğu (1960)
- Anı:
- Sosyalizmin Gelişme Yılı 1946 (1968)
- Yeni İnsanlık Bilimi ve Bildirisi (1970)
- Duvarların Ötesi (1975)
Kaynakça
- ↑ Ali Mustafa (2018) "Ses'li yıllardan bir insan: Yusuf Ahıskalı Kıyı Edebiyat Dergisi, Sayı:10 s.14-20
- ↑ Gülsüm Cengiz (2021) "Bir edebiyat durağı, Küçükçekmece" s.59-107
- ↑ Güngör Gençay (2002) “Yaşamın Terkisinde Bir Ömür, Yusuf Ahıskalı” Yaba Edebiyat Dergisi, Sayı:17 s.26
- ↑ Alper Erdik (2018) "Su Katılmamış Devrimci Bir Kahraman: Hasan İzzettin Dinamo